Filiz AKUPUNKTUR Kliniği | Nöral Terapi

Nöral Terapi

Kronik rahatsızlıklarda; özellikle de sorunun zamansal ilişkisi söz konuysa, ilk tercih nöral terapi olmalıdır.  Ağrı tedavisinde, bozucu alan kaynaklı rahatsızlıklarda yine ilk tercih nöral terapi olmalıdır. Terapi süresi kısa tutulmak isteniyorsa nöral terapi çok etkindir.

Akut  rahatsızlıklarda; sorunun kaynağında zamansal bir ilişki söz konusuysa nöral terapi öncelikle kullanılmalıdır.

Nöral terapinin endike olduğu hastalık ve rahatsızlık veren istenmeyen durumlar şunlardır:

  • Regüle edilebilecek veya uyarılabilecek her şey,
  • Herhangi bir sebebe bağlı  baş ağrıları,
  • Kas   iskelet sistemi bozuklukları ve aynı zamanda   damarsal hastalıkları da içeren bir grup  hastalık,
  • Travma ve ruh sağlığı problemleri,
  • Romatizmal hastalıkların tedavisi,
  • Boyun,  sırt  ve  bel  ağrıları gibi kas kökenli ağrıların tedavisi,
  • Bel  ve  boyun fıtıklarında ağrının giderilmesi,
  • Eklem  hastalıkları (menüsküs yırtılması, eklem içindeki sıvının azaltılması, sporcu yaralanmaları),
  • Sinir basısına bağlı oluşan ağrıların tedavisi,
  • Fibromiyalji   (yaygın kas ağrıları), devamlı  yorgunluk hissi ve halsizlik  tedavisi,
  • Spor yaralanmaları tedavisi,
  • Migren  ve  baş ağrılarının tedavisi,
  • Alerjik  astım  ve  alerjik  rinit gibi alerjik kökenli hastalıkların tedavisi (bağışıklık sistemindeki denge bozukluğu),
  • Tiroid  hastalıklarının tedavisi,
  • Menapoz sıkıntılarının giderilmesi,
  • Adet düzensizlikleri ve şiddetli adet sancılarının tedavisi,
  • Hormonal bozukluğa bağlı  üreme sorunları,
  • Kronik tonsillit (geçmeyen boğaz iltihabı) tedavisi,
  • Kronik  sinüzit  tedavisi,
  • Depresyon ve panik atak gibi ruhsal hastalıkların tedavisi,
  • Kronik kabızlık tedavisi,
  • Bağırsak hastalıklarının tedavisi (irrtabl kolon sendromu, ülseratif kolit ve crohn),
  • Yüz felci tedavisi,
  • Trigeminal nevralji tedavisi,
  • Vücudun toksinlerden arındırılması,
  • Anti-aging   (yaşlanmanın önlenmesi)…

Nöral Terapi Nedir?

Daha önceleri uygulanan ancak unutulmaya yüz tutmus olan nöral terapi, 1925’te iki Alman doktorun,    migren   ağrılarını toplardamarlara lokal  anestezik  (novocain) enjekte ederek tedavi etmesi ile adeta yeniden doğmuştur. Zira, bu tedavi esnasında, enjeksiyonların sadece  baş ağrısını değil, aynı zamanda   migren  ile ilişkili birkaç belirtiyi de (baş dönmesi, bulantı, görsel parlama) hemen kestiği fark edilmiştir.

Nöral terapi; başlangıçta, daha çok vejetatif sinir sistemi üzerindeki etkileri ile bilinirdi. Ancak günümüzde,   hastalık  veya istenmeyen durumlara lokal etkisinin yanı sıra, kibernetik etkileşimle birlikte sinirsel, hormonal, hücresel, psişik bir düzenleme sistemi ile etki yaptığı ispat edilmiştir.

Dolayısıyla nöral terapi; neuro vegatatif düzenin (bünyenin solunum, kan dolaşım, sindirim düzenleri ile metabolizma, hormonal etkileşimler ve bünye sıcaklığını otomatik şekilde düzene sokan sistem) rahatsızlıklarında, bölgesel şekilde lokal  anestezik  ilaçlar uygulanarak bedensel dengelerin eskisi gibi düzenlenmesi olarak tarif edilmektedir.

Nöral Terapinin Etki Mekanizması

Nöral terapi, hem kalıcı tedavi sağlar; hem de, koruyucu hekimlik… Çünkü, tedaviyi sağlayan; enjekte edilen maddenin  anestezik  etkisi değil, vücudun lenf dolaşımı, otonom sinir sistemi ve kan dolaşımı üzerinde oluşturduğu regülasyon, yani düzenlemedir. Zira doku; kan dolaşımı yani perfüzyonundaki artışla, daha iyi beslenir; lenf dolaşımındaki artışla, metabolitlerinden arındırılarak daha çok temizlenir; sinir iletisindeki artışla da, daha düzenli çalışır; bunun sonucunda da, kendi kendini iyileştirme kapasitesi oldukça artar.

Nasıl oluyor da, vücudun belli bir bölümüne, ince ve küçük bir iğne ile enjekte edilen oldukça az ölçüdeki lokal anestezik, vücudun başka bir bölümünde veya tamamında vuku bulmuş bir   hastalığı  veya istenmeyen durumu bertaraf edebiliyor? Ağrı, Hastalık ve Rahatsızlıklar

Nöral terapinin çalışma mekanizmaları, geleceğin tıbbının en önemli öğelerinden biri olacağı iddia edilen otonom sinir sistemine dayanır. Nitekim, hastalık oluşumunun otonom sistemden kaynaklandığı ve hücre-çevresel sistem etkileşimi olduğu; yani hastalanmalarda, dış uyaranların (mekanik, termal, elektromagnetik, kimyasallar, nörotrasmitterler, hormonlar, toksinler, mikroorganizmalar) hücreden önce sempatik sinir sonlanmalarında frekans ve amplitüd değişikliği yaptıkları günümüzde ispatlanmış durumdadır.

Normal şartlarda ve dinlenme durumunda, hücre zarının dış tarafı ile iç tarafı arasında belli bir potansiyel fark vardır. Bir uyarılma (sitimülüs) söz konusu olduğunda bu potansiyel farkı yok olur (depolarizasyon) ve hemen ardından gerekli enerji oksijen metabolizmasından sağlanmak suretiyle, hücre yeniden şarj olur (repolarizasyon). Ancak bazen çok kuvvetli bir stimülüs yani uyarı karşısında veya stimülüsün uzun sürmesi, kronikleşmesi sonucu, hücre yeniden repolarize olmayı başaramaz. Sürekli depolarize halde kalır ve bu nedenle zayıflamış veya hastalanmış hücre, aktivitelerini daha fazla entegre edemez ve fonksiyonlarını sürdüremez. Bu durumda nöral terapi için kullanılan lokal  anestezik, içerdiği potansiyel ile hücreyi hiperpolarize eder. Nöralterapötik ajanın bozulmuş sahaya gelmesi ve içerdiği yüksek potansiyeli ile bozulmuş hücre membran potansiyelini repolarize etmesi, böylece stabilizasyonunu sağlaması, yalnızca nörovejetatif sistemdeki düzensizliği ortadan kaldırmakla kalmaz, aynı zamanda nöral, humoral, selüler ve hormonal etkinliği de restore eder. Nöral terapi enjeksiyonlarının tekrarlanması neticesinde, hücrelerin hem repolarizasyon hem de kendiliğinden gerekli potansiyelde kalabilme yetenekleri gelişmekte;  bu iki yeteneğin gelişmesi, rahatsızlığın giderilmesinde önemli ölçüde rol oynamaktadır.

Nöral terapi iki temel mekanizma ile çalışmaktadır: Bunlardan biri, segmental; diğeri de, bozucu alan mekanizmasıdır.

Segmental mekanizmada, rahatsızlığın uzandığı segmente yapılan  anestezik enjeksiyonu ve bu segmentin spinal kord ile olan bağlantısı esastır. Segment tedavisi, segmentin bütün kısımlarının, segmentin içindeki önemli oluşumlara karşı, uniform bir bütün olarak rol oynaması ile ilgilidir. Stimulus sipnal kord yolu ile periferden, segmentle etkilenmiş olan organa ulaşır (cutivisceral refleks yol) ya da organdan spinal kord yolu ile diğer organa ulaşır (viscerovisceral refleks yol). Bozuk segmental dokuya lokal  anestezik ile yapılan nöral terapi yalnızca patolojik refleks yolları kesmekle kalmaz, aynı zamanda bozuk hücre membranını doğru potansiyele repolarize ederek, vejetatif fonksiyonları normal hâle getirmeye de yarar.

Rahatsızlık sahasının (bozucu alan) ortadan kaldırılmasında ise, bölgeye yapılan enjeksiyon, semptomların aniden eliminasyonu ile sonuçlanır. Bu etki, nöral terapide sekunden fenomen yani saniseyel etki veya Yıldırım Fenomeni olarak adlandırılır. Bozucu alanın eliminasyonu ve terapisi, nöral terapi için önemli bir yaklaşımdır. Nöral terapi ana ilkelerinden biri bu bozucu alanları ortadan kaldırmaktır.

Nöral Terapi Uygulama Esasları

Nöral Terapi Nasıl Uygulanır?

Nöral terapi uygulama şekli dört türde olmaktadır:

  • Yüzeysel / lokal enjeksiyon,
  • Segmental ve derin enjeksiyon,
  • Ganglionlara yapılacak tedavi,
  • Bozucu alan tedavisi…

Nöral terapi uygulaması son derece basittir. İnsülin iğnesi veya ince siyah uçlu enjektörlerle yapılmaktadır. Bu amaçla lidokain ve prokain kullanılır.

Nöral terapide hastadan alınan anamnez bazı yönleriyle farklılıklar gösterir. Bu kapsamda alınan genel anamneze ek olarak, kişiyi nöral terapi yaklaşımı ile değerlendirecek özel bir öykü alma zorunluluğu vardır. Çünkü hastalığın ortaya çıkışı ile aynı zamana denk gelen olaylar arasındaki zamansal ilişkiyi kurmak çok önemlidir.

İlk yaklaşım lokal tedavidir. Lokal olarak  ağrı veya sorun neredeyse, oraya quaddel şeklinde enjeksiyonlar yapılır. Yapılan fiziki muayene sonucu tespit edilen trigger noktalara lokal  anestezik enjekte edilir.   Akupunktur  noktaların %71-80’i trigger noktalarıdır. Bir trigger noktası aktifse, o bölgede lenfatik disfonksiyon olduğu aşikârdır.

En yaygın biçimde kullanılan işlemler arasında, skar dokulara, bezlere, sinir düğümlerine, periferik sinirlere,   akupunktur  noktalarına ve diğer dokulara prokain (novobecain), lidokain ve diğer lokal  anesteziklerin ya da salin solüsyonun enjeksiyonudur. Bu enjeksiyonlar yaralanmalardan kaynaklanan anormal elektriksel sinyalleri düzeltmeyi ya da dokuları detoksifiye etmeyi (zehirden arındırma) veya ilaç veya besinlerin etkinliğini artırmayı amaçlar. Enjekte edilebilecek diğer maddeler arasında besinler, toksik maddelerin izotopik seyreltimleri veya seyreltilmiş benadryl veya demerol gibi geleneksel ilaçlar da yer alır. Bütün skar dokuların problemlere yol açacağı ve en az bir defa enjeksiyon yapılması gerektiği iddia edilir.

Nöral terapide aktif hâle gelmiş ve patolojik refleks veren noktaların regülasyonu amaçlanır. Çünkü trigger noktaları adale içinde lenfatik akımın birikime uğradığı lokal hassas noktalardır. Lenfatik sistem tek yönlü bir yoldur ve dokuda organda meydana gelmiş olan artık maddelerin taşınmasını amaçlar. Yüzeyel enjeksiyon yöntemi, özel   akupunktur   noktalarına da (aku-noktaları) yapılabilir.   Akupunktur , perivasküler sempatik pleksusu, sempatik ve parasempatik sinir liflerini tedavi eder. Bunlar, iğne ucundaki sinyali aksiyon potansiyeline çevirebilen vücuttaki tek yapılardır.

Lokal tedavinin yetersiz olduğu durumlarda segmental tedaviye geçilir. Segmental tedavinin esası, herhangi bir irritasyonun segmentin tamamında veya bir bölümünde refleks cevap vermesi ve medulla spinalis üzerinden yol bularak periferden organa ve organdan perifere bir etkileşimin meydana gelmesidir (kutaneo-visseral refleks hattı).   Akupunktur dan fayda görmeyen hastalara da ilk yapılacak uygulama şekli segmental ve derin lokal  anestezik enjeksiyonları olmalıdır.

İrrite olmuş segmente yapılan prokain enjeksiyonuyla, membran polarizasyonu sağlıklı hale getirilerek, refleks hatlarındaki patojen iletiler ortadan kaldırılır ve normal iletinin oluşması sağlanır. Böylece tüm vejetatif işlemler optimal fonksiyonlarına geri dönerler.

Dermatom (segmental) uyarı yapılan hastada, eğer yakınmalarda artış oluyorsa, o zaman sorunun dermatomdan ziyade bir bozucu alan veya bozucu odak kaynaklı olduğu düşünülür ve şikayetlerin artması durumunda bozucu alan araştırmasına geçilir. Sadece nedbe dokuları değil, geçirilmiş bir  hastalık,  kullanılmış ilaç, bağırsak florasındaki bozukluk, yaşanılan ev, içilen su, cep telefonu, diş tedavileri, doğum ve özellikle sezaryen ile yapılan doğumlar, giyilen elbiseler hepsi birer bozucu alan olabilir. Bozucu alanların yaklaşık %70’inin ağız-çene-diş komleksinde olduğu unutulmamalıdır.

Bozucu alanların tedavisinde aşağıdaki şartlar dikkate alınmalıdır:

  • Bedende bulunan bir bozucu alana lokal  anestezik injeksiyonundan sonra şikayetlerin kaybolması en az 20 saat (dişlerde ise 8 saat) sürmelidir.
  • Her tedaviden sonra şikayetlerin giderek azalması gözlenmelidir,
  • Yeterli sıklıkta tedaviden sonra  hastalık iyileşmelidir; hatta anatomik olarak ortadan kalkmalıdır.

 Hastalıkların tedavisinde nöral terapiye ek olarak  akupunktur,  manuel terapi,  manyetik alan, biyofoton, homeopati,  ozon terapi,  kolon hidroterapi vb diğer  tamamlayıcı tedavilerden faydalanmak, başarıyı daha da artıracaktır.

Tipik bir tedavi süreci, haftada iki defa olmak üzere bir ila 6 seans sürebilir. Çoğunlukla ilk uygulamadan itibaren hızlı bir düzelme sağlanırken, bazen de iki veya üç uygulamadan sonra faydasını gösterdiği görülmüştür.

Nöral Terapi Niçin İlaç Tedavisi Değildir?

Nöral terapi; sinirlerin çok yoğun bulunduğu cilt altı bölgelerine, ısırgan otu ve acıbademden elde edilen    anestezik   maddenin enjekte edilmesi ile yapılmaktadır. Bu yüzden doğal tedavi olup, ilaç tedavisi değildir.

Nöral Terapinin Kontrendikasyonları

  • Geçerli bir onay veremeyen hastalar,
  • Palyatif ve ağrı tedavisi dışında kanser,
  • Lokal anestezik alerjisi,
  • Aktif psikotik hastalık,
  • Myastenia Gravis,
  • Ciddi kardiyovasküler problemler/ kalp yetmezliği NYHA III/ IV,
  • Organ yetmezliği, son dönem,
  • Kanama bozuklukları, pıhtılaşmayı etkileyen ilaç tedavisi,
  • İmmün supresan ilaç kullanımı ( kontrendikasyon olmamakla birlikte tedavinin etkinliğini azaltır)…

Nöral Terapinin Yan Etki ve Komplikasyonları

Her tıbbi müdahalenin bir yan etkisi vardır. Her enjeksiyonun, örneğin kan almanın bile iğne batırırken ağrı veya kanama gibi yan etkileri vardır. Ancak nöral terapi yok denecek kadar az yan etkili olduğundan, çocuk ve yaşlılar dahil olmak üzere her yaşta hastaya, hatta hamile ve emzirenlere dahi rahatlıkla uygulanabilmektedir.

Nöral terapide kural olarak prokain veya lidokain gibi çok kısa etkili lokal  anestezik madde (prokainin yarı ömrü 15-30 dakika ve lidokainin ise 1-1,5 saattir) kullanıldığından, yan etki; enjeksiyon tarzına, kullanılan lokal anesteziğe ve kişisel duyarlılığa veya tedavi öncesi bir uygulamaya (komadin-coumadin, plevix tedavisi) bağlıdır.

Bunlar:

  • Eğer bir sinir teması olursa, kısa süreli ilgili sinir bölgesinde huzursuzluk hissi, ilgili eklemde kuvvetsizlik vb ortaya çıkabilir. Bu durum, metodun kendisine has bir durum olup; kural olarak 15-60 dakikada (kullanılan lokal  anestezik maddeye bağlı olarak) tamamen kaybolur.
  • Çok sık olarak görülen komplikasyon, küçük morluklar, iğnenin batma ağrısı ve kanamadır.
  • Sıkça görülen bir başka yan etki, hafif dolaşım şikâyeti, baş dönmesi, uygulama sonrası uyuşukluktur.
  • Bazen, enjeksiyon yerinde birkaç gün sürebilen ağrı olur.
  • Nadiren de olsa, enjeksiyon yerinde hematon veya birkaç gün sürebilen morluklar görülebilir.
  • Çok nadiren, kullanılan lokal anesteziğe karşı   alerjik  reaksiyon görülebilir.
  • Yine oldukça nadiren, damar veya sinir zedelenmesi (kural olarak tamamen hemen iyileşir) meydana gelebilir.
  • Çok ender olarak, büyük damarların irreversibl yaralanması sonucu hastanede müdahaleyi gerektiren hayati tehdit edici kanama veya sinir zedelenmesi, omurga enjeksiyonlarında omurilik zedelenmesine bağlı olarak ense ağrısı, hospitalizasyon gerektirebilecek iç organ yaralanması (plevra, karaciğer, böbrek), hayatı tehdit edici kanama, anaflaksik şok (alerjik şok), nefes almada zorluk, şuur kaybı,  kramp hali oluşabilir.

Nöral Terapi” hakkındaki 3 yorum:

  1. hocam ben depresyondayım 2 seans nöralterapi yaptırdım.bugün 3.sünü yaptıracam depresyon a iyi
    gelirmi acaba

  2. Hocam Merhaba… Benim çok olmayan sivilce sorunum var. Çene bölgesinde özellikle. Lokal tedaviler uygulandı (benzamycin, sivex, imex v.b.) Tedaviye cevap verdi fakat ilaçları bırakınca tekrar ediyor. Acaba akupunktur tedavisi uygulanabilir mi? Teşekkür ederim.

  3. Hocam benim penisiline allerjim oldugu gibi radyoaktifte emarda kullanilan ilaclara allerjim var.cekimden sonra serum verildiginde yan etkisi kayboluyor. BANA NORAL TERAPI UYGUNMUDUR…..bende trimenal nevraliji , sirt agrisi ,kas ,kulunc agrisi, kireclenmem var ,ayda iki kez faranjit olup bagisik sistemim yok, varis ve hemoroid hastasiyim.generalize ostroartrit hastasiyim .ben gelirsem size AYRI AYRI mi tedavi olacagim rahatsizliklarima.bilgilendirseniz sevinirim.

Siz sorun, biz cevaplayalım!