Filiz AKUPUNKTUR Kliniği | Otolog Kök Hücre Terapisi

Otolog Kök Hücre

Otolog kök hücrenin yani CGF-CD34+ün endike olduğu hastalık veya rahatsızlık veren durumlar şunlardır:

  • Eklem kıkırdak bozukluklarında,
  • Artritler ve kireçlenmelerde,
  • Omurga ve  intervertebral disk rejenerasyonlarında,
  • Tendon ve bağ problemlerinde,
  • Kaynama gecikmesi olan kırıklarda,
  • Kalp krizi  ve felçlerde,
  • Romatizmal dejeneratif hastalıklarda,
  • Diyabetik  yaralar,
  • Enfekte yaraların tedavisi,
  • Akut yaralanmalar,
  • Güç iyileşen yaralar,
  • Dekubit ülserleri,
  • Çene eklemi destruksiyonu,
  • TME disfonksiyonları,
  • Atlas Axis ve Densin artrozunda,
  • Varisler ve spider anjiomlar,
  • Implant stabilizasyonunda,
  • Kemik defektlerinde,
  • Trigeminal nevralji,
  • Herpes Zoster,
  • Polinöropatiler,
  • Multiple myeloma,
  • Anti-aging (yaşlanmayı geciktirme) uygulamalarında,
  • Medikal estetik  ve güzellik amaçlı kullanımlar,
  • Kırışıkların düzeltilmesi,  saç problemlerinde,
  • Yara  izlerinin giderilmesi,
  • Keloid tedavisi,
  • Akne  tedavisi,
  • Yeni oluşmuş  yaraların bakımı,
  • Fraktürlerin ve ligaman hasarlarının onarımı,
  • Açık kırıklarda,
  • Yara iyileşmesi sürecini hızlandırmak için…
  • Kronik baş ağrısı  (herhangi bir sebebe bağlı),
  • Kas – iskelet sistemi bozuklukları ve aynı zamanda  damarsal hastalıkları da içeren bir grup hastalık,
  • Romatizmal hastalıkların tedavisi,
  • Boyun,  sırt  ve  bel ağrıları  gibi kas kökenli ağrıların tedavisi,
  • Bel fıtığı  ve  boyun fıtığı ağrılarnın giderilmesi,
  • Eklem hastalıkları (menüsküs  yırtılması, eklem içindeki sıvının azaltılması, sporcu yaralanmaları),
  • Siyatik gibi sinir basısına bağlı oluşan ağrıların tedavisi,
  • Fibromiyalji, devamlı  yorgunluk hissi ve halsizlik  tedavisi,
  • Spor yaralanmaları tedavisi,
  • Migren  tedavisi,
  • Anti-aging  (yaşlanmanın geciktirilmesi)

Dikkat! 

CGF-CD34+, tıbbi bir uygulamadır ve sadece doktorlar tarafından uygulanmalıdır. 

Otolog Kök Hücre Nedir?

Dokulardaki hasarları iyileştiren; kanın ana elemanları olan trombositler (kan pulcukları) ile bunlardan salınan büyüme faktörleridir. Bu faktörler ne kadar eksikse, vücudun kendi kendini onarma yeteneği de bir o kadar azdır. Bunun sonucu olarak da, hem doku hasarlarının onarımı zorlaşır, hem de hastalıklar kronikleşir; mesela,  bel fıtıkları,  sinir hasarlarıeklem kireçlenmelerinde durum aynen böyledir.

İşte otolog hücresel terapinin esası da trombositler, büyüme faktörleri ve kanda az miktarda bulunan kök hücrelerin (CD34+) konsantre edilip, hasarlı dokulara verilme işlemi (kök hücre nakli) ile hastalıkları iyileştirmeye dayanır. En büyük avantajı, vücudun kendi hücrelerinin kullanılmasıdır. Bu da vücuttaki bağışıklık sisteminin verilen hücreleri reddetmeyeceği veya verilen hücrelerin vücuda saldırmayacağı anlamına gelir.

Kök hücre günümüzde 80’den fazla hematopoetik (kan ile ilgili) ve onkolojik (tümörler ile ilgili) hastalığın rutin tedavisinde kullanılmakta; çok daha fazla hastalığın tedavisi için de umut vadetmektedir.

Kök hücre; 3 kaynaktan elde edilebilmektedir:

  • Kemik iliği,
  • Kan,
  • Göbek kordonu…

Kök hücreler, önceleri sadece kemik iliğinden elde edildiğinden, işleme geleneksel olarak “kemik iliği nakli” denilmiştir. Zira, kök hücre elde etmenin yolu, 20 yıl öncesine kadar,   genel anestezi  altında leğen kemiğinin arkasından “kemik iliği aspirasyonu” yapmaktı. Bu oldukça ağrılı ve korkulu uygulama, kök hücrelerin kan akımından da elde elde edilebileceğinin keşfi ile oldukça azaldı. Ancak kök hücre temininde en önemli ve değerli kaynak, şüphesiz göbek kordonudur. Doğum sırasında toplanan kordon kanı kök hücreleri; hem bebeğin kendisi, hem kardeşleri, hatta -doku uyumu olduğu sürece- diğer aile bireyleri için de kullanılabilir. Kordon kanı, sadece yaşamın başlangıcında toplanabilmesine rağmen, yıllar sonra bile kullanılabilmektedir.

Otolog Kök Hücre Uygulamaları

Hasarlı dokunun genişliğine göre 20-80 cc kan alınır. Belirli devirlerde ve belirli sürelerle özel tüplerde santrifüje edilerek aşağıdaki katmalar elde edilir:

  • PPP (Platelet Poor Plasma – Trombositten Fakir Plazma),
  • PRP (Platelet Rich Plasma – Trombositten Zengin Plazma),
  • CGF (Concentrated Growth Factor – Konsantre Edilmiş Büyüme Faktörleri),
  • CD34+ (the Development of human hematopoietic stem Cells – Kök Hücre), 
  • Eritrosit

Bu katmanlardan eritrosit hariç, hepsi  ayrı ayrı enjetörlere toplanıp, aktivasyon için  ozonlandıktan  sonra tedavi için kullanılır. Bu münasebetle de her biri, literatürde, kendi adıyla anılan ayrı bir terapi tekniği olarak yer almıştır. Ancak bunların bir veya birkaçından oluşan karma uygulamalar, daha etkin tedavi sağlarlar.

Platelet Rich Plasma (PRP)

PRP kanda bulunan trombosit (platelet) hücrelerinin santrifüj ile ayrıştırıldıktan sonra aktive edilerek, içindeki büyüme faktörlerinin açığa çıkarılması ile yapılan bir tedavidir. İyileştirici etkisi trombositlerin içindeki büyüme faktörlerine bağlıdır. Doku hasarlarında etkili olabilmesi için bazı yöntemlerle  aktive edilmesi ve büyüme faktörlerinin salınması gerekir. Aktive edilmeden verilen PRP‘nin hasarlı dokularda iyileştirici etkisi yoktur.

PRP; otolog hücresel terapinin en yaygın olarak kullanılanıdır. Ancak, çok daha yoğun “büyüme faktörü” içerdiğinden dolayı, günümüzde PRP tekniğinin yerini artık CGF (Concentrated Growth Factor) – CD34+ (Kök Hücrekarması almaktadır.

Concentrated Growth Factor (CGF)

PRP‘de santrifüj işlemi bir defalık devir ve sürede uygulanırken, CGF tekniğinde alınan kan dört farklı devir ve süredeki santrifüj işlemi ile daha fazla bileşene (trombositler, lökositler, çeşitli büyüme faktörleri ve sitokinler) ayrılarak kullanılırlar. Amaç; hedef dokuya, kan dolaşımı ile taşınabilecek olandan çok daha yoğun miktarda büyüme faktörü (growthfaktör) ve çok sayıda trombositi verebilmektir. Böylece hasarlı dokunun onarımı da bir o kadar hızlı ve güçlü bir şekilde başlar; daha çabuk sonuçlanır.

CGF dokulara verildiğinde direk iyileştirici etki gösterir. Ayrıca kandan direkt verildiğinde ise dolaşımdaki kök hücrelerin bir hafta süreyle normalden daha fazla olmasını sağlar.

Kök Hücre (CD34+)

Kan Dolaşımında çok az oranda kök hücre bulunur. Kök hücrelerin özelliği verildiği dokuda direk o doku hücrelerine dönüşmesidir. Bu sayede kıkırdak hücresi, sinir hücresi gibi normalde iyileşme şansı olmayan dokuların iyileşmesini sağlar.

Ozon – PRP

Trombositler tek başlarına dokuya verildiklerinde içeriğinde bulunan büyüme faktörlerini ortama bırakmazlar. Bunun için aktive edilmeleri, uyarılmaları gerekir.   Ozon gazının da trombositleri çok iyi uyardığı,   ozonla yapılan PRP uygulamalarının sonuçlarının daha iyi olduğu gösterilmiştir.

CGF – CD34+

CGF-CD34+ tedavisi ile ilgili araştırmalarda, sadece büyüme faktörlerinin değil, CD34+ adı verilen kök hücrelerin de elde edildiği görülmektedir: CGF-CD34+ ile elde edilen büyüme faktörü yoğunluğu 5 ila 10 kat, trombositlerin yoğunluğu ise kandakinden 2 ila 5 kat fazladır.

PPP – PRP – CGF – CD34+

CGF ve CD34+ içeren serumların bir kısmı hasarlı dokuya verilir; kalanı da damar yoluyla direk kana…  Hasarlı dokuya verilen; hem doku iyileşmesine katkıda bulunur hem de dolaşımdaki tüm kök hücrelerin ve iyileşmede yer alan diğer kan hücrelerinin hasarlı dokuya göç etmesini sağlar. Böylece vücudun tüm iyileştirici potansiyeli hasarlı doku için harekete geçirilmiş olur. PRP  ve PPP serumları ise  ozonla aktive edildikten sonra hasarlı dokunun çevresine verilerek iyileşmenin idamesi sağlanır.

CGF-CD34+’ün Uygulama Esasları

CGF-CD34+’ün Tercih Edilme Sebepleri  

CGF-CD34+‘ün dolgu,  botoks  ve  mezoterapi  etkilerine benzer etkileri vardır. Bu münasebetle, yüz kırışıklıkları ve  saç dökülmesi  için yüzeysel kullanılan ürünlere göre, hem doğal hem de etkili bir sonuç elde edilir. Kronik Yaralar

Tercih edilme sebepleri arasında;

  • Herhangi bir kimyasal madde yada ilaç uygulanmaması,
  • Kişinin kendi kanından elde edilen doğal bir bileşim olması,
  • Allerji ve yan etkilerinin olmaması,
  • Kısa süreli bir uygulama olması,
  • Etkisinin kısa sürede başlaması,
  • Etkisinin kalıcı ve uzun süreli olması,
  • Uygulanmasının kolay, pratik ve hastane-ameliyathane şartları gerektirmemesi,

sayılabilir.

CGF-CD34+’ün Uygulama Sıklığı ve Dozu

Yapılan bilimsel çalışmalar, bu konuda kesin bilgi verilmesi için yeterli değildir. Bu nedenle CGF-CD34+ uygulamasının sıklığı – kaç defa uygulanacağı ve uygulama şekli her kişiye ve aldığımız yanıta göre değişiklik gösterebilir. Pratik uygulamada klasik olarak 3-6 seans CGF-CD34+ uygulamasının yeterli olduğu düşünülürse de, ilerleyen seanslarda planlanan sayıya ilave edilebilir veya erkenden sonlandırılabilir. Buna kesinlikle hekiminiz karar vermelidir. CGF-CD34+ uygulamasında bir doz aşımı problemi söz konusu değildir. Uygulanan bölgeye yetecek şekilde konsantre trombosit içeren plazma miktarına göre kişiden alınacak kan miktarı belirlenir. Bu genellikle bir bölge uygulaması için 10-60 cc arasında kan demektir. Bu miktardaki kandan yaklaşık 2-5 cc arsında konsantre trombosit içeren plazma elde edilir. 

CGF-CD34+’ün Etki Süresi ve Kontrendikasyonları

CGF-CD34+ enjeksiyonun da bir ilaç, ürün vb farmakolojik ilaç uygulanmayıp, yalnızca vücudun kendini iyileştirme potansiyeli kullanılmaktadır. Bu iyileştirme uyarısı sayesinde sonuçlar genellikle yavaş, ama kalıcı olmaktadır.

Medikal estetik  ve  anti-aging  amaçlı uygulamalarda, genellikle ilk enjeksiyondan sonra yararları görülür. Uygulamadan birkaç gün sonra ciltte sağlıklı bir parlaklık ortaya çıkar. Ayda bir yapılacak 3 -6 seanstan sonra yılda 3-4 kez tekrarlanırsa, kürlerin etkisi kalıcı bir etkiye eşdeğerdir.

İlk enjeksiyondan 2 –4 hafta sonra hasarlı dokunun durumu tekrar değerlendirilir. İhtiyaç olursa bazı durumlar için ilave enjeksiyon planlanır.

CGF-CD34+’ün Yan Etki ve Komplikasyonları

Bir yıl sonraki kontrolde eğer kişinin yaşam tarzına bağlı olarak;

  • Menopoz dönemindeyse,
  • Sigara  ve alkol kullanıyorsa,
  • Beslenmesine dikkat etmiyorsa,
  • CGF-CD34+ uygulanan bölgesinde travma yada enfeksiyon oluşmuşsa,
  • Cildini  güneş  ve  ultraviyole  ışınlarından koruyamıyor ise,

ilave CGF-CD34+ kürlerinin yapılmasına ihtiyaç duyulabilir. Olumsuz faktörlerden korunabiliyorsa, ikinci CGF-CD34+ kürü için bir veya 2 yıl beklenebilir.

Siz sorun, biz cevaplayalım!